Başka Bir Ebeveynlik


Bebekler dünyaya koşulsuz sevgi ihtiyacı ile gelmekteler. Doğdukları andan itibaren sevilmek, ilgi görmek ve ihtiyaçlarının giderilmesine gereksinim duyarlar. Dolayısıyla bebekler kendisine bakım verecek ve hayat boyu destek sağlayacak ebeveynlere ihtiyaç duymaktadır.

Ebeveynlik, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için bakımının, ihtiyaçlarının ve desteğinin devamlı sağlanması olarak tanımlanabilmektedir. Ebeveynler kendi yetiştirilme stilleri, gözlemleri, deneyimleri ve yaşam boyu öğrenmiş oldukları bilgilerle kendi çocuğunu yetiştirmektedir (Alabay, 2017). Bu noktada farklılaşmalar olsa da ebeveynlik bireylerin yetiştirilme tarzının bir yansıması olarak ortaya çıkmaktadır. Anne ve babanın çocuk yetiştirme tarzları çocuğun yetişkinlik yaşantısındaki davranışlarını etkilemektedir (Şanlı, 2007). Bu sebeple ebeveynliğin yalnızca çocukların hayatlarını idame ettirmelerinde değil gerek aile içi gerekse sosyal çevrelerinde kapasitelerini geliştirmeleri açısından tüm olanakları sağlaması gerekmektedir.  Bu yüzden günümüz şartları ile ebeveynliğe yeni bir bakış açısı kazandırılmalıdır (Aksoy, 2005).

Çocuk ilk önce aile ortamında sosyalleşir ve bu ilişkinin nasıl gerçekleştiği, diğer bireylerle ve akranlarıyla nasıl bir arada bulunacağını öğretmektedir (Yavuzer, 1987). Ebeveynle kurulan sağlıklı ilişki, çocuğun diğer ilişkilerine yansıyacaktır. Aile yaşantısı içinde meydana gelen davranışlar ilk sosyal yaşantıyı oluştururken diğer taraftan istenilen ve istenilmeyen davranışların ortaya çıkmasına da zemin hazırlamaktadır. Dolayısıyla istenilmeyen davranışın özellikle çocuğun okul öncesi döneminde kaldırılması, ruh sağlığı açısından önemli olmaktadır.

Okul öncesi dönemde sosyal gelişimi olumsuz ilerleyen çocuklar  duygusal ve davranışsal problemler yaşamaktadır. Dolayısıyla çocuğun ileriki yaşantısında topluma uyum sağlamakta zorlanacağı, uyumsuzluk göstereceği belirtilmektedir.  Bu yüzden bireyin gelişiminde sağlıklı olması okul öncesi dönemle bağlantılı olmaktadır (Ladd, 2000; Yıldız, 2014).

Ebeveynler, eğitim konusunda “Çocuk ne kadar zorlanırsa o kadar iyi eğitim alır” anlayışıyla hareket etmektedir. Fakat ebeveynler kendi davranışlarıyla aslında çocuğa model olmaktadır. Ebeveynler bu noktada çocuğu değerli hissettirirlerse, açık olurlarsa, hem çocuğun duygusunu hem de kendi duygusunu paylaşırsa, çocuğu olduğu gibi kabul ederse, becerilerinin gelişmesi için imkan sağlarsa, ebeveyn çocuğun yapmasını istemediği davranışı kendi de yapmazsa çocuk ileriki yaşantısında diğerleriyle olan ilişkisinde bu tavırları sergileyecektir. Böylelikle ebeveynler çocuğun kişilik gelişimine hem olumlu katkı sağlamakta hem de çocuğa model olmaktadır (Tausch, 1991; Gramer, 1994)

Ekolojik sistemler kuramına göre ebeveynlerin ya da aile üyelerinin çocuğa davranışlarında, sosyal ve duygusal destek vermesi ve bu yönde çaba sarf etmesi çocuğun olumlu yönde bilişsel, duygusal ve sosyal davranışlar sergilemesiyle doğru orantılı olduğu belirtilmektedir (Baydar ve arkadaşları, 2010). Dolayısıyla çocuğun yetişkinlik yaşantısında olumlu davranışlarda bulunması, benlik saygısının gelişmesi, ileriye yönelik hedefler belirmesi ve bu amaçla kararlar alması, problem çözme yetisinin gelişmesi, uyum sağlaması, iş birliği beceresinin gelişmesi gibi becerileri kazanması ebeveynlerin çocuk yetiştirme tarzı ile ilgilidir (Uyanık Balat, 2007).

Ebeveynlerin çocuk yetiştirirken sergiledikleri tutum ve davranışlar, içinde bulundukları toplumdan ve kültürden etkilenir (Durmuşoğlu Saltalı ve Arslan, 2012). Ebeveyn farkında olmadan toplumun dayattığı kalıp yargıları benimser ve buna uyum gösterir (Kuzucu, 2011). Anne evdeki (yemek, bulaşık, ütü, çocuk bakımı vs.) tüm işlerle ilgilenirken baba ise dışardaki(tamir, araba işleri, işe gitme vs.) işlerle ilgilenir (Tezel Şahin, 1998).Çocuk bakımı görsellerde, filmlerde, reklamlarda ve panolarda kadınlara hitap ederken babanın çocuğun gelişimine ve rolüne çok az önem verilmiştir (Taşkın, 2011). Çocuğun bakımındaki diğer önemli kişi babadır. Ancak  çocuk bakımı ve eğitimi anneye biçilen bir rol olduğundan,  anne çocuğun her türlü bakımı ile sorumlu iken, baba çocuğun bakımı konusunda pasif kalmaktadır. Baba, toplumun dayattığı rolde gelişimini sağladığından geleneksel bir babalık rolü ortaya çıkmakta ve baba, ailenin ihtiyaçlarını  karşılayan, aileyi disipline eden, evin direği  konumundadır. Bu sebeple babalık maddi destek sağlamak ve otoriter olmaktan öteye gidememektedir. Maddi destek sağlanınca babalık görevinin yerine getirildiği düşünülmektedir (Barnett ve Baruch, 1988).

Anne ve çocuk arasındaki ilişki annenin tutum ve davranışlarına bağlıdır. Anne ve çocuk arasındaki ilişkinin olumsuz olması çocuğun uyum bozukluğu yaşamasına yol açabilmektedir (Günalp, 2007). Anne, çocukla en fazla temasta ve etkileşimde bulunan bir aile üyesidir. Çocuğun yaşıyla birlikte gelişim dönemine göre anne ve çocuk arasında etkileşimlerde değişiklik söz konusudur. Çocuk ancak bu etkileşimlerle birlikte geri bildirim alır ve davranışı şekillendirir (Yılmaz Bolat,2016) .

Çocuğun sağlıklı bir şekilde gelişimini tamamlayabilmesi için sadece annenin değil babanın da bakımına ihtiyaç duyulmaktadır. Çocuğun gelişiminde sadece babanın üstleneceği bazı roller vardır. Anne ne kadar isterse istesin bu görevi üstlenemez (Dodson, 2000). Dolayısıyla anne ve babanın farklı uyarıları ve değişik davranış tarzları, çocuğun ev dışındaki bireylerle ilişki kurmasına yardımcı olmaktadır (Lamb, 1997).

                           

Cinsel kimliğin kazanılmasında her iki cinsiyetteki çocuk için de babanın etkisi çok fazla önem kazanmaktadır. Erkek çocuk, babanın tavırlarını, aile içerisinde yerine getirdiği sorumlulukları ve babayla özdeşim kurup babayı taklit ederek, örnek  olarak cinsiyet kimliğini oluşturmaktadır. Kız çocuğu ise babayı  gözlemleyerek etkileşimde olması ile karşı cinse karşı nasıl davranacağını ve nasıl birini seçmesi gerektiğini babadan öğrenmektedir. Bu yüzden her iki cins de baba ile yakınlık kurmaya ihtiyaç duymaktadır (Dodson, 2000; Tezel Şahin, 1998).

Eğer baba, çocuğu  ile ilgilenmezse ve samimi bir ilişki kurmazsa, o çocuk yetişkinlik yaşantısında onları anlamakta güçlük çeken bireyler haline gelmektedir. Bu yüzden kuşaklar arası çatışma ilişki zayıflığının bir yansıması olarak ortaya çıkmaktadır (Saygılı ve Çankırı, 2003).

Babanın çocuğun hayatında aktif bir şekilde rol oynaması çocuğun zekasını, analitik düşünce yapısını, sözel yeteneğini ve akademik başarısını etkilemektedir. Çocuğu ile paylaşım içinde olan baba, çocuğun topluma veya akranlarına karşı uyumunu olumlu etkilediği gibi çocuğun olgun davranmasını ve bağımsız davranışlar sergilemesini de olumlu yönde etkilemektedir (Bekman, 2001).

     

Sonuç olarak, ebeveynler çocukların sosyal, duygusal, psikomotor, bilişsel, fiziksel vs. bütün gelişim alanlarını etkilemektedir. Hem anne hem baba çocuğun gelişiminde birbirlerinin yerini dolduramayacak bir biçimde rollere sahiptir. Bu yüzden çocuğun sadece annenin vereceği bakıma ve ilgiye değil, baba figürüne de ihtiyacı vardır. Çocuk bu iki figürle birlikte sağlıklı bir gelişim tamamlamaktadır. Bu sebeple çocuk bakımında hem annenin hem babanın eşit bir şekilde tüm sorumluluğu yerine getirmesi gerekmektedir. Dolayısıyla çocuğun gelişimi ilk 6 yıl içerisinde gelişmekte ve yetişkinlik yaşantısının belirleyicisi olmaktadır. Burada çocuğuna her alanda destek sağlayan, ilgi, samimi sevgi ve sıcaklık gösteren ebeveynler çocuklarının hem olumlu bir şekilde gelişimlerini tamamlamasını sağlamakta hem de geleceğine yatırım yaparak travması az, sosyal, uyumlu, sevgi dolu vs. bir çocuk yetiştirmiş olmaktalar.

Çocuklar ebeveynlerin yansımasıdır. Bu yüzden çocuklar için iyi bir gelecek ebeveynlerden geçmektedir. Eğer ebeveynler iyi bir dünyaya çocuklarını bırakmak istiyorlarsa değişime önce kendilerinden, sonra çocuklarından başlamalıdır.

BÜŞRA KÖSEOĞLU




KAYNAKÇA

Aksoy, A. B. (2005). Farklı kültürlerde ebeveynlik, Kastamonu Eğitim Dergisi, 13(2), 333-338.

Alabay, E. (2017). Okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin ebeveynlik tutumlarının incelenmesi,Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi, 2(1), 156-174.

Barnett, R. C. ve Baruch, G. K. (1988). Correlates of father’s participations in family work. (Ed: P. Bronstein, ve C.P. Cowan), Fatherhood today: Men’s changing role in the family (66-78). New York: Wiley.


Baydar, N., Küntay, A., Gökşen, F., Yağmurlu, B. ve Cemalcılar, Z. (2010). Türkiye’de erken çocukluk gelişim ekolojileri araştırması, 1 Mayıs 2015 tarihinde
http://www.manevisosyalhizmet.com/wp-content/uploads/2014/01/erkencocuklukgeli
simekolojileriarastirmasi.pdf adresinden alınmıştır.

Bekman, S. (2001). Çocuğun Yaşamında Babanın Rolü ve Önemi Sempozyum Raporu, İstanbul: Anne Çocuk Eğitim Vakfı Yayını, 5-10.

Demiriz, S. ve Öğretir, A. D. (2007). Alt ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki 10 yaş çocuklarının anne tutumlarının incelenmesi, Kastamonu Eğitim Dergisi, 1(15), 105-122.

Dodson, F. (2000). Baba Gibi Yar Olmaz. İstanbul: Özgür Yayın.

Gramer, B. (1994). Mutter-kleinkind-beziehung, begin der psychischen
stcuktur, prax kinderpsychol
. Kinderpsychiat, 43: 345-349.

Günalp, A. (2007). Farklı Anne Baba Tutumlarının Okul Öncesi Eğitim Çağındaki Çocukların Özgüven Duygusunun Gelişimine Etkisi (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Aksaray: Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Etstitüsü.

Kuzucu, Y.(2011). Değişen Babalık Rolü Ve Çocuk Gelişimine Katkısı, Türk Psikolojik Dayanışma ve Rehberlik Dergisi, 4(35), 79-91.

Ladd, G. W. (2000). The fourth R: Relationships as risks and resources following children's transition to school. American Educational Research Association Division E Newsletter, 19(1), 7, 9-11.

Lamb, M. E. (1997). Fathers and child development:an ıntroductory overview and guide. The Role of The Father in Child Development.(Ed. by M. E. Lamb). New York: John Wiley, Sons, Inc, 1-21.

Tezel, Şahin, F., (1998), Destekleyici Eğitim Programlarının 5-6 Yaş Grubunda Çocuğu Olan Babalar Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Çocuk Gelişimi Eğitimi Programı, Ankara, 90.

Şanlı, D. (2007). Annelerin Çocuk Yetiştirme Tutumlarını Etkileyen Etmenlerin İncelenmesi(Yayımlanmamış yüksek lisans tezi). Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, İzmir.

Taşkın, N. (2011) . ÇocukalrınGelişminde Katkıları Unutulanlar: Babalar, Eğitim-Bir-Sen Dergisi, sayı:20; 43-47.

Uyanık Balat, G. (2007). İlköğretime başlayan çocukların anne babalarının çocuk yetiştirme tutumlarının okul öncesi eğitimden yararlanma düzeylerine göre incelenmesi, Eğitim ve Bilim, 32(143), 89-99.

Saygılı, S., Çankırılı, A. (2003). “Babacığım Nerdesin, Çocuk Eğitiminde
Babanın Rolü”,
İstanbul: Elit Yayınları

Tausch, R. (1991). Erziehungspsychologie, Hogrefe, Gottingen: Verlag für
psychologie.

Yıldız, T.G. (2014). Anne Baba Eğitimi. Ankara: Pegem Akademi Yayınları.

Yorumlar

Popüler Yayınlar